Dr. Bülent URAN

Kişisel Web Sitesi

Üyelik Girişi

Bölüm 2 - Esaslar

 Hastalıkların iyileşmesi konusunda 16 yılda neler öğrendim?
Neler Keşfettim?

 

 

1..Hastalıkların nedeni ne fizyolojiktir, ne de psikolojik. Esas neden sosyolojiktir.

Önce, tıp fakültesinde okurken, hastalıkların nedeninin fizyopatolojik olduğunu öğrendim.  Bu nedenle 1978 de tıp fakültesini bitirdiğimde en somut  bölüm olarak nitelediğim fizyopatoloji bölümüne girmek istemiştim.  Daha sonra farmakolojiye girdim asistan olarak. 2003 de, Hipnozla tanıştıktan sonra hastalıkların nedeninin bilinçaltında olduğunu öğrenmeye başladım.  Bu düşünce tıp mantığına uyuyordu. Çünkü tıpta psikosomatik başlığı altında incelenen bir hastalık grubu vardı.  Yani hastalıkların nedeni psikolojikti. Ama son on yıldaki deneyim ve gözlemlerim hastalıkların esas nedeninin sosyolojik olduğuna ikna olmamı sağladı.  Bunun ayrıntılarını ilerleyen sayfalarda anlatacağım.

2..Duyguları boşaltmadan iyileşilmez


Duygunu boşalt hastalıktan kurtul. Bunu ilk kitapta o kadar güçlü vurgulamadım. İlk kitaptaki mesaj  ve anlayış şuydu.  “Derin hipnozu elde et; gerisini bilinçaltı halleder.” Duyguyu O bulur, O güçlendirir ve gereken regresyonu yapar. Esas önemli olanın sanki “hikaye” olduğu izlenimi daha ağırlıktaydı. Halbuki zamanla şunu anladım; Hikaye gerçekten hikayeydi. Duyguyu yakalamak ve güçlendirmek esas üzerinde durulması gereken kısımdı.

Duyguyu yakalamakda zordu. Duyguyu güçlendirmek de zordu. Regresyon olsa bile duyguyu boşaltmak hiç de o kadar kolay değildi.

3..Hipnoz yapmak o kadar önemli değildir. Önemli olan hipnozun ne olduğunu anlamaktır. 

Derin hipnoz olmadan regresyon olmaz. O zaman böyle öğrendim, böyle anlattım.  Halbuki regresyon için esas olmazsa olmazın duyguyu hissetmek olduğunu öğrendim. Hipnozun bozmak için hipnoz yapmaya çalışmanın ne kadar boş bir uğraş olduğunu anlamam yıllarımı aldı.

 

4..Kişide güçlü bir bilinçli bakış olmadan bilinçaltında bir değişiklik olmaz

Sorun bilinçaltında değil, bilinçtedir.  Bu sözü son yıllarda çok tekrar ettim.  Eğer çalışmada bir şeyler yürümüyorsa hiç bilinçaltıyla uğraşmayın. Dönüp bilince bakın. Hazır olmak demek gerçekten bilinçli olarak ne istediğini bilmek demektir.

5..İyileşmek hiç de kısa sürede sonlanan birşey değildir.

Regresyonu ilk öğrendiğim yıllarda, birkaç seansın birçok sorunu çözeceği saflığına kapılmıştım.  Yıllarla şunu anladım. Değişmeyi sürekli hale getirmezsen tüm kazanımlar kısa sürede kaybediliyor. Kişinin kendi sürecine saygılı olması değişim başlaması ve sürmesi için kaçınılmaz.

6..Meselelerin kaynakları düşündüklerimizden çok daha derinlerdedir.

Kronik sorunları çözmek için anne karnındaki birikimleri boşaltmanın yeterli olduğunu söylemişlerdi. Ama zamanla bunun o kadar basit olmadığını anladım.  Derin duygular ataları ve bilinç ötesi boyutları da kapsıyor.

7.. Sağlam ve ayakları yere batan bir felsefe olmadan sağlıklı değişim ve iyileşme olmaz.

Sadece somut tekniklerle, stratejilerle bir yere varılmıyor. Maddeciliğe eski bir bakış giydirmeden bir yere varılmıyor. Spiritüel bir felsefe olmadan iyileşme olmuyor. “Yaşamın amacı ruhu hissetmektir” felsefesini benimsedikçe iyileşmelerin çok daha kalıcı olmaya başladığını öğrendim.

8.. Kendini iyileştirmeden başkalarını iyileştiremezsin.

Ciddi bir hastalığın olmasa bile, bilinçaltın mutlaka sakattır. Kendi bilinçaltını temizlemeden başkasına zırnık yardımın olmaz. Bunu bilirim, bunu söylerim. Bir terapistin kendini temizlemesinin ne demek olduğunu da ilerleyen bölümlerde açmaya çalışacağım.

9.. Enerji bedeninin varlığını kabul etmeden yaptığımız çalışmayı somutlaştıramayız.

Yıllarca elde ettiğim sonuçları modern fizik anlayışı ile somutlaştırmaya çalıştım. Şu anda vardığım yer enerji bedenidir. Enerji bedenini iyileştir; Fiziksel bedenin iyileşsin. Formülümüz bu.

10.. Mevcudu koruyacaksan iyileşemezsin.

Eğer yaşamında bir şeylerin değişmesini istemiyorsan, sadece içinde bulunduğun durumu korumak için çabalarsan bir yere varamazsın. Durursan gerilersin.

 


Yorumlar - Yorum Yaz