Dr. Bülent URAN

Kişisel Web Sitesi

Üyelik Girişi

Bölüm 17- Kaynak

Duyguların Kaynakları…

Sıkışmış duyguların kaynakları nelerdir?

 Enerji bedeni sıkışmış duyguları nerelerden transfer etmektedir? Sıkışan duygular neden kendiliğinden akmamaktadır? Evrimsel süreçte duygu sıkışmasının bir canlının yaşam şansına nasıl bir katkısı olmaktadır? Tür böyle bir mekanizmadan nasıl bir yarar sağlamaktadır?

Bu sorulara net yanıtlar sunmaktan uzağım. Ama gözlemlerime dayanan düşüncelerim var. Bu bölümde bu gözlemlerimden, binlerce danışanla yaptığım çalışmalardan elde ettiğim bilgi ve deneyimlerimin ışığında bu düşüncelerimi paylaşacağım.

Milyarlarca yıllık evrimsel sürecin incelenmesinden şunu öğrendik. Evrim her zaman yaşamda kalma şansını arttıracak yönde evrilmiştir. Bir şekilde sahip oldukları ile hayatta kalma şansı daha fazla olan türler ya da çeşitler, bu genlerini sonraki nesillere aktarırken bu özelliklere sahip olmayan türler ise yok olmuştur. O halde insanın evrilmesi aşamasında duygusu sıkışan cinslerin yaşam şansı daha fazla olmuş olmalı ki bugüne kadar bu özelliğimizi korumaya, hatta modern toplumun gelişmesi ile güçlendirmeye başlamışız. Tabi burada her türlü cinse ait bilginin sadece genetikle geçtiğini de savunacak durumda değiliz ama mevcut bilgilerimiz şimdilik böyle. Belki henüz keşfedemediğimiz nakletme araçlarına da sahibizdir. Örneğin enerji paketleri içine sıkışmış elektromanyetik kodlamalar gibi. Her neyse birazdan anlatacağım duygu aktarımı örneklerinde, bu diğer bilinmeyen yollarında işleyiş halinde olması ihtimalini fazlasıyla düşündürtmektedir.

Duyguların kaynakları nelerdir?

Birinci ve en sık karşılaştığımız ve üzerinde en çok çalışma yaptığımız ve yapacağımız kaynak, kendimizi bildiğimiz andan şu ana kadar geçen hayatımızdaki yaşadığımız olaylar, durumlar ve deneyimlerle ilgilidir. Kendimizi bilmek yaşı nedir? Hayal meyal en erken hatırladığımız çocukluk anılarının yaşları. Çoğu zaman 3 yaşından öncesini hatırlamakta zorlanırız. Ortalama 3 yaş kabul edebiliriz. İlk seanslarda da regresyonlarda genellikle en fazla gidilen yaş bu civardadır. 3 yaş diyelim. 3 yaşından bugünkü yaşımıza kadar yaşadığımız olaylardaki duyguları yakın zaman duygular olarak adlandırıyorum. Yani 5-6 yaş olayları regresyon açısından yakın zaman kabul edilir.

 İkinci sırada uzak zaman duygular yer alır. Bunlarda doğduğumuz andan 3 yaşa kadar olan dönemdeki duygusal sıkışmalarımızdır. Her ne kadar bilinçli bir dönemde olmasak da yine de olaylar karşısında bilinçaltı duygu biriktirir.  Bu döneme ait olay örneklerine ilerleyen bölümlerde sıkı sık karşılaşacağız.

3. dönem anne karnı ve doğumla ilgili sıkışan duygulardır. Anne karnında iki ayrı yapıda duygu çekeriz. Birincisi doğrudan anneden akan duygulardır. Bu duyguların bebekle ilgili olması gerekmez. Annenin kendi yaşantısı ile ilgili duygular doğrudan bebeğe akar. Ayrıca anne karnında bebeğin doğrudan maruz kaldığı olaylarda yine duygu birikmesine neden olur. Anne karnında zaten hiçbir şekilde duygu boşaltma şansı olmadığından yaşanan her türlü olayla ilgili duygu birikecektir.

Doğum olayı kendine özgü bir durumdur. Olayın kendisi birçok tehditkâr durumu içinde taşır. Güvenilir bir ortamdan uzaklaşılmaya başlanması, kasılan rahimin bebeğe yaptığı baskılar, kasılmalar sırasında bebeğe giden oksijen ve kan miktarının azalmasının yarattığı fizyolojik değişiklikler, anneden gelen korku ile ilgili salgılanmış olan adrenalin gibi maddelerin bebekte yarattığı fizyolojik etkiden doğan hisler, annenin doğum sırasında yaşadığı duygular, etrafta biriken duygular, hızlı değişim, ışık ve sesler, her biri yeni hayata gelmekte olan canlı için travmatik olabilir.

Diğer bir duygu kaynağı nasıl olduğunu tam açıklayamadığım, ama birçok olguda şahit olduğum (kendimde dahil olmak üzere), atalardan akan duygular ve bunlarla bağlantılı görüntülerdir. Bu duygular çok ilgi çekicidir, sırlarla dolu bir sandığın açılması gibidir. Bir şekilde sanki atalar bu dünyadan giderken kendinde birikmiş duyguları çocuklarına ya da yakın bildikleri birine aktarmaktadırlar. Ya da yakın frekans ilişkisinden dolayı, duygular çözüldükçe ve enerji bedeni özgürleştikçe bu derin ve holistik birikimli enerji odaklarına ulaşmak mümkün olmaya başlamaktadır. Özellikle affetmesi zor olan bir kişinin yine de affedilmeye niyet edilme aşamasında bu tip açılımlar olmakta ve affedilecek kişinin hayatından travmatik kesitler danışanın zihnine sunulmaktadır. Buna ait örnekleri de sanırım sık olarak ilerleyen sayfalarda değinme fırsatı bulacağım.

Bir diğer duygu kaynağı transpersonel yani kişisel sınırlarımızın ötesindeki alemlerden ya da boyutlardan akan enerji odaklarıdır. Bunlar özellikle kendini geçmiş yaşam formları, artık ruh, ya da  insan dışı varlıklar olarak belli eden ve birçok spekülasyona konu olan duygulardır. Bir tarafıyla çok ilgi çeken bu duyguların ve zihinsel görüntülerin değişik spiritüel okullar tarafından farklı açıklamaları olmaktadır. Karma, ruhun tekamülü vs şeklindeki bu açıklamaların dayandığı hiçbir kanıt bulunmamaktadır.

 Stanislav Grof’un meşhur ettiği holotropik nefes çalışmalarında bu transpersonel aleme çok atıfta bulunulmakta ve bir çok kitabında konu edilmektedir. Benim yaptığım birkaç benzer çalışmada kişiler farklı deneyimler yaşamıştır… Daha çok hayvan figürleri şeklinde kendini belli eden bu ulaşımlar bazı katılımcılar için belli konularda çözümleyici etki de yaratmıştır.

Bir danışanda yapılacak olan bir seri seans çalışmasında genel kural olmamakla beraber bu duyguların açılma sırası üç aşağı beş yukarı bu bölümde verdiğim sıraya uyar. Ama birçok istisnai durumla da karşılaşırız. Bazen anne karnına gidilmeden önce geçmiş yaşam ziyaret edilebilir. Bazen ciddi bir taciz travmasından önce geçmiş yaşamda benzer bir konuyla meşgul olunabilir. Bazen anne karnı uzak zaman duygulardan daha önce kendini belli edebilir.

Bu kitapta sık sık söyleyeceğimiz gibi, bilinçaltının bu konuda kendi çizdiği bir yol vardır ve o yola göre olayların ve duyguların sırası belirlenir. Herşeyi bilen içsel bir bilge, hem sorunların nasıl biriktiğini, hem de nasıl çözüleceğini bilir gibidir.

Tabi bu farklı kaynaklı duyguların nasıl bir fiziksel etkileşimi olduğu, enerji bedeninde nasıl organize olduğu, yoksa tamamen genetik şifre şeklinde mi nakledildiği, yoksa beyinde kodlar şeklinde mi saklandığı konusunda ne desek, boştur.

Sonraki konu: iyileşmenin felsefesi

 Son düzeltme: 01.02.2017


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam59
Toplam Ziyaret124115
Çalışma Kampları

2018 Yaz Kampı

Temmuz 7 - 15

Ayrıntı;
www.bulenturan.net


KİŞİSEL GELİŞİM ÇALIŞMALARI


Yaklaşan Etkinlik

Değersizlik İnancı



 7-PATH






KİTAPLARIM
açıklama için resme tıklayınız